Yaşlılık sorunu ve sosyalizm

Bilim ve Aydınlanma Akademisi
Kolektif Yaşamı Kurgulama Bilim Alanı
Suzan Şahin, Erhan Nalçacı


Giriş

Pandemi düzenin bütün acımasızlığını, birikmiş bütün sorun ve bozukluklarını abartılı bir şekilde yüzümüze vurdu.

İspanya’da yaşlı insanlar bakımevlerinde salgın esnasında terk edildikleri için yataklarında ölü bulundu (Forbes, 24.04.2020). Pandemi esnasında en büyük kayıplar bakımevlerinde yaşandı. Yaşlılar adeta buralarda ölüme terk edildiler. Ne bakımevi çalışanları için ne de yaşlılar için önlemler alındı. Birçok kez solunum makinelerinin yaşlılardan söküldüğüne tanıklık edildi. ABD’de 2012 yılı verilerine göre, 15 bin 600 yaşlı bakımevinde 1,3 milyon kişinin kaldığı söyleniyor (Institute of Aging, 2020). NewYork gibi salgının hızla ilerlediği kentlerde bakımevleri bir toplu mezara döndü (CBS NEWS, 05.05.2020).

Düzenin yaşamasına izin verdiği ve yeri gelince kullandığı ayrımcı, faşizan düşünceler havada uçuştu. Dünyanın yaşlı nüfustan kurtulması için pandemiyi fırsat görenler ortaya çıktı. Ama en açık sözlüsü Teksas Vali Yardımcısıydı. ABD ekonomisinin işlemesi gerektiği ve yaşlıların kendisini bunun için feda edeceğini söyledi (NBC News, 21.04.2020). Tercüme edersek; Vali Yardımcısı Amerikan tekelleri için zamanında çalışıp sömürülmüş emekli işçilerin topluca ölmelerinin tekellerin çıkarlarından daha önemli olmadığını ilan etti.

Bu gelişmeler zaten önemli bir konu olan yaşlılığı, Sosyalist Gelecek ve Planlama Sempozyumu’nda ele almayı zorunlu kıldı. Bir giriş niteliğindeki bu bildiri daha sonraki çalıştaylarda geliştirilecektir.

Türkiye’de ve Dünyada Yaşlı Nüfus

Dünya genelinde pek çok ülkede son iki yüzyıldaki kaba ölüm oranları azalma eğilimindedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) en son 2016 yılında açıkladığı verilere göre 2000-2016 yılları arasında, dünya genelinde ortalama yaşam süresi 5,5 yıl artarak, 66,5’tan 72’ye yükselmiştir. Yaşam süresinin cinsiyetlere göre dağılımına baktığımızda ise, kadınların erkeklerden daha uzun yaşadığı görülmektedir. Ortalama yaşam süresinin belirlenmesinde kişi başına düşen gelir önemli bir belirleyicidir. Düşük gelirli ülkelerdeki yaşam süresinin, yüksek gelirli ülkelere göre 18,1 sene kısa olması bunun bir göstergesi olarak kabul edilmektedir (WHO, 2016). Kaba ölüm oranlarındaki azalma ile yaşam süresinin uzaması yaşlı nüfusun toplam nüfus içerisindeki hacmini ve önemini arttırmaktadır.

Hayat, insanın doğumundan hayatının sonlanmasına dek geçen sürenin birbiriyle ilişkili, birbirini kapsayan ve aynı zamanda aşan bir toplumsal ilişki süreci olarak görüldüğünde, yaşlılık tüm bu sürecin sadece bir parçasıdır. Böylece toplumdan bağımsız bir grup bakıma muhtaç insan algısının çok ötesinde bir bütünlük temsil etmektedir. Yaşlılık, doğadaki biyolojik ve fiziksel gelişimin yanı sıra insanlarda aynı zamanda toplumsal ve kültürel ögeler de bulundurmaktadır.

DSÖ’nün yaşlılık için kullandığı yaş referansı günümüzde hala geçerlidir. Buna göre 65 yaş ve üzeri kimseler yaşlı olarak sınıflandırılmaktadır (WHO, 1984:8). Sosyalist planlama hayata geçtiğinde yaşam kalitesinin ve buna bağlı olarak süresinin artmasıyla birlikte bu tanımlamanın referans aralığı kuvvetle muhtemel değişecektir, ancak bugün bu çalışma ve verilerde bahsedilen yaşlılık 65 yaş ve üzeri kesimi kapsamaktadır. Buna göre 65 yaş ve üstü yaş nüfusu TÜİK’in verileriyle Türkiye’de, son beş yılda %21,9 artarak 2019’da 7 milyon 550 bin 727 kişiye ulaşmış, toplam nüfus içindeki payı ise %9,1’e yükselmiştir (TÜİK, 2020). Aşağıdaki grafikte verildiği üzere, yaşlı nüfus oranının zaman içerisinde artacağı öngörülse de bu tür tahminler savaş, kriz, ya da içinde bulunduğumuz salgın durumları gibi olağan dışılıkları -ya da serbest piyasa sisteminin olağanlıklarını- hesaba katmamaktadır.

Yukarıdaki grafikte dünya yaşlı nüfus oranı 65-80 yaş aralığı için mavi, 80 yaş ve üzeri için kırmızı ile gösterilmiştir. 2015 yılına kadar olan veriler kullanılarak, 2060 yılına kadar bir öngörü hesaplamasıyla grafik elde edilmiştir. Yaşlı nüfusun artışı, yaşam kalitesinin artışına ek olarak doğum oranlarının azalmasıyla da açıklanmaktadır. Grafiğe göre 2060'a kadar 65 yaşından büyük olan nüfusun payı dünya çapında %9'dan %18'e ikiye katlanacak ve 80 yaşın üzerindeki nüfusun payı üç katına çıkarak %5,1'e ulaşacaktır.

Bu artışlar mevcut sistem anlayışı için maliyet artışı anlamına gelmektedir. Emeklilik, sağlık harcamaları, uzun süreli bakım harcamalarının artması iktisadi açıdan kamu borçlanmasının da artması anlamına gelecektir. Kamu borçlanmasının finansmanı ise vergilerin arttırılması ya da üretken kamu harcamalarında artışa sebebiyet verecektir. Bu “maliyet artışı” karşısında muhtemelen sosyal politikalar da değiştirilecektir. Örneğin emeklilik yaşının uzatılması bu öngörünün bir sonucudur.

Yukarıdaki grafikte, mavi renkle ifade edilen veriler Türkiye’ye ait verileri gösterirken, gri çizgi dünya ortalamasını, turuncu çizgi ise OECD ülkelerini temsil etmektedir. Üç ayrı veri de yukarı yönlü hareket ettiğinden, yaşlı nüfusun toplam nüfus içerisindeki payının arttığı söylenebilir. 2020 yılının verileri güncellendiğinde, pandemi nedeniyle ölen yaşlı nüfus hesaba katıldığında grafikte fark gösterecek bir değişiklik olacağı öngörülmektedir. Bu değişiklik toplam sayıya göre artış hızının yavaşlaması, durması ya da azalış yönüne geçmesi şeklinde olabilir.

Türkiye’deki Yaşlı Nüfusta İstihdam, İşsizlik ve Yoksulluk

Türkiye geneli nüfusun yoksulluk oranı en güncel hesaplama olan 2018 yılı için %21, 8 iken, oran sadece yaşlı nüfus için aynı yıl %16,4 olmuştur. Bu sonuç, yoksulluk sorununun yaşlı nüfus için oldukça yakıcı bir sorun olduğunun göstergesidir.

Yaşlı bağımlılık oranı, çalışma çağındaki nüfus içerisinde yüz kişiye düşen yaşlı sayısını ifade etmek için kullanılmaktadır. Bu oranın da son beş yılda %11,8’den %13,4’e yükseldiği görülmektedir. Nüfus projeksiyonuna göre bu oran 2080 yılında %43,6 olarak öngörülmektedir (TÜİK, 2020). Bu oran çalışan nüfusun yarısına yakınının yaşlı nüfusa bakmakla yükümlü olacağı bir gelecek anlamına gelmektedir.

Grafikteki barlar 2015 verilerini temsil etmekte, kırmızı üçgenler ise 2060 projeksiyonunu vermektedir.

Yaşlı bağımlılığı oranları dünyanın en büyük ekonomilerinden olan 19 ülke ve Avrupa birliği komisyonundan oluşan (G-20) için aşağıdaki grafikte verilmiştir.

Genel olarak yaşlı bağımlılığı oranlarında dünya genelinde bir artış söz konusuyken, artışın en çok görüldüğü ülke Japonya olmaktadır. Japonya’da 2015 yılı verileriyle her yüz çalışan nüfus başına 47 yaşlı nüfus düşmektedir. Türkiye’de ise aynı yıl için bu sayı 13’tür.

İşsizlik tanımı gereği çalışma çağı nüfusuyla hesaplandığından (15-65 yaş arası), işsizlik rakamlarında doğrudan göremediğimiz gölge bir işsizlik de yaşlı nüfusta gerçekleşmektedir. Salgın günlerinde 65 yaş üzeri yurttaşlara uygulanan sokağa çıkma yasağından bir süre sonra, pazar günleri yaşlıların sokağa çıkabileceği saat aralığı açıklanmıştı. 10 Mayıs Pazar günü, İzmir’de yaşayan 83 yaşındaki bir yurttaşın, 65 yaş üstünün sokakta olmasına izin verilen 4 saat boyunca boya sandığı ile çalıştığı haberi yayınlanmıştı (sol portal, 11.05.2020). Bir diğer habere ise aynı izin kapsamında ertesi hafta Tekirdağ’da ayakkabı boyacılığı yaparak çalışan 68 yaşındaki işçi konu olmuştu (sol portal, 17.05.2020). Bu iki güncel örnekte de işçiler, işçi ya da işsiz kabul edilmemektedir çünkü bu tanıma yaşları gereği girmemektedirler. Ayrıca ayakkabı boyacılığının da örnekteki yurttaşların yaptığı şekliyle iş tanımı olup olmadığı muammadır. Veri hesaplamalarındaki tüm soru işaretlerine rağmen, ayrı bir hesabı bulunan yaşlı istihdam istatistiklerinin tutulduğu yaşlı işsizlik ve istihdam oranları grafiği aşağıdaki gibidir.

Grafikteki kavramlardan yaşlı nüfus için işsizlik oranı, toplam yaşlı iş gücünün yaşlı işsiz sayısına oranı ile açıklanabilir. Genel işsizlik oranında çalışma çağı nüfusu baz alındığından, bu nüfus da 15-65 yaş arası kabul edildiğinden, 65 yaş üstü için işsiz tanımının nasıl yapıldığı soru işaretidir, çünkü bir kişinin işsiz sayılabilmesi için kayıtlı bit şekilde iş arıyor olması gerekmektedir. İstihdam oranı, çalışmaya hazır iş gücünün ne ölçüde çalıştığı- istihdam edildiği bilgisini ifade etmektedir. Bu tanımda da yine yaşlı nüfusun “çalışmaya hazır” kısmının nasıl temsil edildiği muammadır. Diğer tanım ise iş gücüne katılma oranıdır, ki bu da istihdam edilenlerle işsizlerin oluşturduğu toplamın, aktif nüfusa (okul, yurt, huzurevi, hapishane, kışla gibi yerlerde ikamet edenler dışında kalan 15 yaş ve üzeri sivil nüfus) oranıdır. Burada yine yaşlılar için nasıl bir hesaplama yapıldığı, aktif nüfus tanımının ne olduğu TÜİK’in raporunda yer almamaktadır.

Aynı veriler, istihdam edilen yaşlı nüfusun sektörel dağılımı 2018 yılında yaşlı nüfusun %65,5'inin tarım, %27,3'ünün hizmetler, %4,7'sinin sanayi, %2,5'inin ise inşaat sektöründe istihdam edildiğini söylemektedir.

Yaşlılıkta Sosyal Güvenlik ve Yoksulluk

Emeklilik yaşları ülkelere göre farklılık göstermektedir. Emeklilik yaşları çoğu ülkede kadınlar ve erkekler için farklılık göstermektedir. Aşağıdaki tabloda erkek emeklilik yaşına göre sıralanmış bir dizi ülkenin emeklilik yaşları, kadın ve erkekler için verilmiştir.

Aşağıdaki grafikte emeklilik harcamalarının, OECD ülkeleri için Gayrı safi yurt içi hasıla (GSHİY) içinde kapladığı yüzdelik pay gösterilmektedir. Grafik, 2017 veya ulaşılabilir en son veriler ile hazırlanmıştır. Emeklilik harcamaları, yaşlılık, ölüm maaşı, emekli maaşları için yapılan tüm ödemeleri kapsamaktadır. İş gücü piyasasından, önceden belirlenen standart bir yaşı doldurduktan sonra emekli olan kişilere bir gelir sağlayan bu ücretler ayrıca bir kurumda yatılı bakılan yaşlılar için yapılan harcamaları da içermektedir. Bireysel emeklilik ve özel bakımevleri- kurumlar da bu harcama hesaplamalarına dahil edilirler.

Grafiğe göre Türkiye’nin GSYİH’sının %7,7’si emeklilik harcamaları için harcanmaktadır. Aynı oran OECD ülkeleri ortalaması için %8’dir.

Yukarıdaki grafikte ise, OECD ülkelerindeki ortalama bir çalışan için devletin ve özel sektörün zorunlu emeklilik katkı payı oranları verilmiştir. Verilerin 2016 yılına ait olduğu göz önünde bulundurulursa, bugün devlet paylarının azaldığını, özel sektör paylarının ise arttığını eklemek gerekir.

Yaşlı Nüfusta Uzun Dönemli Bakım

Uzun dönemli bakım, bireyin fiziksel ya da duygusal ihtiyaçlarının giderilmesi amacıyla geniş zamanlı olacak şekilde başkası tarafından uygulanan uzun süreli yardım-bakım hizmetidir. Uzun dönemli bakım hizmetleri bireyin, yürümek, yıkanmak, giyinmek, beslenmek, temizlik gibi temel ihtiyaçlarını, fiziksel ya da psikolojik terapi ihtiyaçları ile doktorla görüşme, doktora ulaşma ihtiyaçlarını, para yönetimi, faturaların ödenmesi gibi mali ihtiyaçlarını ya da güvenlik ihtiyaçlarını karşılamak şeklinde olabilir (Önal Dölek, 2012:95).

Uzun dönemli bakım evde verilebilir ya da huzurevi gibi bakımevlerinde verilebilir.

Türkiye’de var olan yaşlılık ile ilgili bir diğer çarpıcı veri ise, yalnız yaşayan yaşlı nüfusun sayısıdır. Verilere göre, 1 milyon 373 bin 521 yaşlı yalnız yaşamaktadır.

Uzun dönemli kurum bakımları çeşitli şekillerde olabilmektedir. En temel hizmetlerden biri hospis bakımıdır (Hospice Care). Bu bakımı veren kurumlar, ölümü bekleyen her yaşta bireye rahat, huzurlu bir ölüm sağlamak üzere tasarlanmışlardır. Bir diğeri palyatif bakımdır. Burada farklılık, bakımın iyileşebilir durumda olan bireyler için olmasıdır. Sadece yaşlılara özel olan uzun vadeli bakımlardan biri yaşlı bakımevleridir. Yalnız olan, sakatlık ya da fonksiyon bozukluğu olan yaşlılara buralarda rehabilitasyon hizmeti verilir. Bir diğer bakım merkezi, gündüz bakım merkezleridir. Buralarda da yaşlılar için günlük programlar yapılır. Yaşlı kreşleri, 60 yaş ve üzerinde olan, yatalak ya da engelli olmayan demanslı yaşlılar içindir. Bir diğeri ve ülkemizde en yaygın olanı ise huzurevleridir. Huzurevleri yaşlıların toplu hizmet aldığı, günlük, sosyal ve sağlık ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla oluşturulmuş yatılı kurumlardır. Herhangi bir sosyal güvencesi olmayan, yoksul yaşlılar için ise güçsüzler yurdu denilen devlet kurumu mevcuttur. Son olarak yaşlı hizmeti merkezleri kuruluşu ise, evlerinde ailelerince, akrabalarınca bakılan ya da evlerinde yalnız yaşan yaşlılar için sunulan danışmanlık hizmetlerini içermektedir (Önal Dölek, 2012:95-96).

Türkiye’de en yaygın ve verileri ulaşılabilir olan huzurevleri ve buralarda kalan yaşlı sayıları bakanlığın verileri kullanılarak aşağıdaki tabloda sunulmuştur. Buna göre, bakanlığa bağlı toplam huzurevi sayısı 153, toplam kapasitesi, 15,649 kişi, kalan sayısı 13,686 kişi ve sırada bekleyen sayı ise 13,331 kişidir.

Diğer kamu kuruluşlarına ait huzurevi sayısı 25, bunların toplam kapasitesi 3,504 kişi, bu kurumlarda kalan kişi sayısı ise 2.428’dir.

Toplamda 248 tane de olan özel huzurevlerinin toplam kapasitesi 16,119 kişi, kalan kişi sayısı 10,718 kişidir.

Ayrıca Bakanlığa bağlı bir adet de Darülaceze (yaşlı) bulunmaktadır ve 503 kişi olan kapasitesinin 458’ini kullanmaktadır. Huzurevi kapasitesine dâhil edildiğinde mevcut kalan kişi sayısı 27290’dır.

Metinde, 2019’da 65 yaş üstü nüfus sayısı 7 milyon 550 bin 727 bin kişi olarak verilmişti. 27290 kişinin huzurevlerinde ve darülacezede bakıldığı göz önünde bulundurulursa, Türkiye’deki yaşlıların yalnızca yaklaşık %0,36’sının bu uzun vadeli bakım merkezlerinde olduğu sonucuna ulaşılabilir.

21. yüzyılın sosyalizminde yaşlılığa ilişkin perspektifler

Yukarıda sunulan verilerin gösterdiği gibi, işçi sınıfının kentlere yığıldığı, piyasa ve ücretli emek koşullarında yaşlılar toplumun geleneksel desteğinden yoksun kalmışlardır. Türkiye’de yaşlıların %20’ye yakın kısmı tek başına yaşamak zorundadır. Yaşlılık bir sosyal yalıtılmışlığa dönüşmüştür. Bakımevleri ise dünyada çoğu kez piyasaya ve zincir şirketlere bırakılmış durumdadır.

Ayrıca emekçi sınıfların yaşlıları yoksullukla yüz yüze yaşamaktadır. Emekli maaşları varsa, yetmemekte ve iş bulabilirlerse çalışmak zorunda kalmaktadırlar. Japonya’da ve birçok ülkede bugün 70-80 yaş aralığında çalışanları görmek şaşırtıcı değildir.

Şirketler ise tazminat haklarından kurtulmak için belli bir yaşa gelenleri taciz etmeye başlıyorlar ve emekliliğe sevk ediyorlar.

Kapitalizmin yaşlılar için yapabileceği bir şey yok, onları sadece yük olarak gördükleri pandemi ile çok daha iyi anlaşılmıştır. Örneğin, Yunanistan’ın 2008 sonrası yaşadığı borç krizinde ilk gözden çıkarılanlar emekliler olmuştur.

Sosyalist bir iktidarın ilk günlerden itibaren emekçi sınıfların yaşlı kesimlerine ilişkin hızlı iyileşmeler sağlayacağı çok açıktır:

Bakımevlerinin kamulaştırılması ve niteliğinin arttırılması sosyalizmin ilk elden çözeceği bir sorun olarak duruyor. Ayrıca yaşlı bakımevlerinin sayısının artırılması, bu evlerin bir depo hastane olarak görülmemesi ve sosyal etkinliklerle entelektüel kayıpların engellenmesini içeren gelişkin rehabilitasyon programlarına kavuşması sosyalizmin kolayca başaracağı bir eylem olacaktır.

Emeklilikte mesleki yıpranmanın gözetilmesi de önemli bir başlıktır. Kapitalist devletler yaşlılığı bir sorun olarak görmekte ve maliyet kalemi olarak bakmaktadır. Çözüm olarak emeklilik yaşı dünyanın hemen her yerinde ileriye çekilmiştir. Oysa birçok meslek farklı yıpranma paylarına sahiptir. Sosyalizmde emeklilik yaşı mesleklerin yıpranma paylarına göre bilimsel olarak tasnif edilecek ve emeklilik yaşı insanileştirilecektir.

Kapitalizmde yaşlı nüfus bir yandan geç yaşlara kadar çalışıp ağır bir fiziksel yıpranma ve meslek hastalıklarının birikmiş yükü ile emekliliğe adım atarken, bir yandan da işsizlik sorunu ile karşı karşıya kalmaktadır. Şirketler birçok işyerinde belli bir yaşın üstündekileri işten çıkarmayı tercih etmektedir. Turizm, bankacılık, havayolu taşımacılığı, hizmet sektörleri gibi alanlarda orta yaşlı insanlara dahi rastlamak çok zordur. Sosyal güvence ve emeklilik haklarının ortadan kaldırıldığı bir sermaye birikim düzeninde yaşlılar ağır yoksulluk, evsizlik, işsizlik sorunlarıyla baş başa kalmaktadır.

Yaşlılığı bir emek, insan özgürlüğü ve eşitliği meselesi olarak gören sosyalizm bu meselenin insani bir çözümünü ortaya koyabilir. Yaşlılığı bir maliyet sorunu olarak gören kapitalizm bugünkü krizli yapısıyla bu sorunu ağırlaştırmaktan başka bir şey yapmamaktadır. Sosyalizm giderek artan bir ömrü ve bu ömrün en verimli, en güzel şekilde geçmesini hedefleyecek tek üretim tarzıdır.

Örneğin sosyalizm, birinci basamak sağlık hizmetlerini örgütlerken yaşlı nüfusun gereksinimlerini gözetecektir. Sağlıkçı eğitiminde müfredat, toplumda yaşlı nüfusun oranının giderek artmasını dikkate alınarak yeniden yapılandırılacaktır. Toplumun her köşesine yayılan birinci basamak sağlık hizmetleri gelişkin bir yaşlı rehabilitasyon hizmeti içerecek, yaşlı sağlığını korumak ve geliştirmek için programlarla donanacaktır.

Ayrıca sosyalizmde, yaşlılıkta görülen sağlık sorunlarına odaklanmış çok disiplinli araştırma enstitülerinin kurulması ve yaygınlaştırılması beklenir.

Ancak sosyalizm için bunlar yetecek mi?

21. yüzyılda beklediğimiz sosyalizm dalgasının çok hızlı olgunlaşacak olanaklara sahip olacağını tahmin ediyoruz. Bu nedenle yukarda saydığımız başlıklar sosyalist kuruluşta kapitalizmden devralınan sorunlara yöneliktir ve sosyalizm ilerleyen yıllarda kendi gündemlerini yaratacaktır.

Yabancılaşmış emeğin son bulması, çalışmanın zevkli ve gönüllü bir hâl almasının geçen yüzyıla göre daha çabuk ulaşılacak hedefler haline geleceğini tahmin ediyoruz.

Üretim birimlerinin kolektif ortamında, yeni emek tarzının emekliliğini bildiğimiz anlamda ortadan kaldıracağını ve yaşa bağlı olarak alınan sorumluluk ve görevlerin niteliğinin değişeceğini ileri sürebiliriz.

İnsanı en hızlı yaşlandıran olay üretimden uzak kalması ve sosyal yalıtılmışlıktır. Emek süreçlerine dâhil olma, toplumsal ilişkilerin içinde aktif olarak bulunma hem ömrü uzatacak hem alınan yılların nitelikli olarak geçmesini sağlayacaktır. Ancak bugünkü emek süreçleri çoğunlukla, ilk işe girilen günkü gibi değişmeksizin emekli olunana kadar aynı yıpratıcılıkla kalmaktadır.

21. yüzyıl sosyalizmi için hayalimiz doğal iş bölümünün geri gelmesidir. Tabii ki bu, üretim birimlerinin konusu olacaktır ve iş bölümü üretim birimleri arasında yapılacaktır. Ancak bir üretim birimi içinde, insanlar önce çocukluk çağı etkinlikleri, sonra eğitim süreçleri ile karşı karşıya kalacak, gençliklerinde giderek artan üretim süreci sorumlulukları alacaklardır. İnsanlar yaşlandıkça üretim biriminden dışlanmayacaklar, daha yönetsel, daha felsefi, -çocuk ve gençlerin eğitimi gibi- işlerde sahip oldukları deneyimle devam edeceklerdir. Yaşamlarının sonuna kadar olgunlaşmış sosyalist toplum, onlara zihinsel yeteneklerini koruyarak üretkenliklerini koruma şansı verecektir. Yaşlılar dışlanmadıkları gibi toplumun en saygın varlıkları haline gelecektir.


Kaynaklar

CBS NEWS, (2020). New York reports over 1,700 previously undisclosed deaths at nursing homes and adult care facilities, 05.05.2020. Erişim Tarihi: 24.05.2020

https://www.cbsnews.com/news/coronavirus-deaths-new-york-nursing-homes-adult-care-facilities-covid-19/

Forbes, (2020). Spain: Elderly Care Home Residents Found Dead In Their Beds As Coronavirus Toll Worsens, 24.03.2020. Erişim Tarihi: 24.05.2020

https://www.forbes.com/sites/isabeltogoh/2020/03/24/spain-elderly-care-home-residents-found-dead-in-their-beds-as-coronavirus-toll-worsens/#544eb8366707

Institute of Aging, (2020). Aging in America, Erişim Tarihi: 24.05.2020

https://www.ioaging.org/aging-in-america

NBC News (2020). Dan Patrick on coronavirus: 'More important things than living', 21.04.2020, Erişim Tarihi: 24.05.2020

https://www.nbcnews.com/news/us-news/texas-lt-gov-dan-patrick-reopening-economy-more-important-things-n1188911

OECD, Ageing and demographic change, Erişim Tarihi: 23.05.2020

https://www.oecd.org/economy/ageing-inclusive-growth/

OECD, (2018). Pensions Outlook 2018, Erişim Tarihi: 23.05.2020

https://read.oecd-ilibrary.org/finance-and-investment/oecd-pensions-outlook-2018_pens_outlook-2018-en#page1

OECD, (2020). Pension spending (indicator). doi: 10.1787/a041f4ef-en, Erişim Tarihi:23.05.2020

https://data.oecd.org/socialexp/pension-spending.htm

Önal Dölek, B. (2012). Evde ve kurumda uzun dönemli bakım. Klinik Gelişim, 25, 95-99.

Sánchez, D. A., Renault, T., ve Roehn, O., (2019). Is age just a number? Meeting the economic challenges of a graying World, OECD Economics Department, Erişim Tarihi: 23.05.2020

https://oecdecoscope.blog/2019/09/11/is-age-just-a-number-meeting-the-economic-challenges-of-a-graying-world/

Sol Haber Portalı, 83 yaşındaki vatandaş sokağa çıkabildiği 4 saat boyunca çalıştı, 11.05.2020 tarihli haber, Erişim Tarihi: 20.05.2020

https://sol.org.tr/haber/83-yasindaki-vatandas-sokaga-cikabildigi-4-saat-boyunca-calisti-4084

Sol Haber Portalı, Yediği cezadan 1 ay sonra dışarı çıktı, izni ayakkabı boyayarak geçirdi, 17.05.2020 tarihli haber, Erişim Tarihi: 20.05.2020

https://sol.org.tr/haber/yedigi-cezadan-1-ay-sonra-disari-cikti-izni-ayakkabi-boyayarak-gecirdi-4644

Trading Economics, Retirement Age Men, Erişim Tarihi: 23.05.2020

https://tradingeconomics.com/country-list/retirement-age-men

Trading Economics, Retirement Age Women, Erişim Tarihi: 23.05.2020

https://tradingeconomics.com/country-list/retirement-age-women

T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Yaşlı, Erişim Tarihi:23.05.2020

https://ailevecalisma.gov.tr/eyhgm/kuruluslar/yasli/

T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü, (2019). Engelli ve Yaşlı İstatistik Bülteni 2019-Haziran. Erişim Tarihi:20.05.2020

https://www.ailevecalisma.gov.tr/media/9085/buelten-haziran2019-son.pdf

TÜİK, (2020). İstatistiklerle Yaşlılar, 2019, Sayı: 33712, Erişim Tarihi: 19.05.2020

http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=33712

WHO, (1984). The uses of epidemiology in the study of the elderly. WHO, Technical Reports Series 706, Geneva:8-9, Erişim Tarihi: 19.05.2020

https://apps.who.int/iris/bitstream/handle/10665/39136/WHO_TRS_706.pdf?sequence=1&isAllowed=y

WHO, (2016). Global Helath Observatory (GHO) Data, Life Expectancy, Erişim Tarihi:19.05.2020

https://www.who.int/gho/mortality_burden_disease/life_tables/en/


Katkılar

Iraz Akış

Yazarlara Yaşlılık “Sorunu” ve Sosyalizm başlıklı bildiri için teşekkürler. Bildiride, özellikle pandemiyle birlikte çok daha çarpıcı hale gelen, yaşlılık değil ama yaşlıların sorunlarının kapitalist düzendeki temelleri kapsamlı şekilde sunulmuş. Ayrıca yaşlılarla ilgili sosyalizmin ufkunu sergilemesi açısından çok önemli bir katkı olmuş.

Aşağıda yaşlılığa yaklaşımın ideolojik yönüne ve bunun sonuçlarına dair kısaca görüşlerimi paylaşmak istiyorum.

Yaşlılık kapitalizm koşullarında başlı başına bir ayrımcılık konusu haline gelmiş durumda. Bildiride bahsedildiği gibi yaşamın, dolayısıyla üretimin dışına itilen (ama bir yandan da ileriye çekilen emeklilik yaşlarıyla son gücüne kadar yıpratılan) bir nüfustan bahsediyoruz. Bu ayrımcılık, diğer tüm eşitsizlik örneklerinde olduğu gibi sermaye sınıfının ekonomik çıkarları doğrultusunda kullanılırken bir yandan da ideolojik olarak toplumsal etkilere sahip. Yaşlılara reva görülen koşulların meşrulaştırılması için toplumun genelinde de söz konusu ayrımcı yaklaşım besleniyor. Bildirinin en sonunda belirtilen, sosyalizmde hak ettikleri saygınlığa kavuşabilecek yaşlı bireyler, günümüzde toplumsal ilişkiler içinde de taşınması gereken birer yük olarak görülebiliyorlar.

Yaşlılık bu koşullarda şiddetle kaçınılmaya çalışılan bir durum halini aldığından, genç kalmak da piyasa koşullarında pazarlanan bir metaya dönüşüyor. Sosyalist iktidarın önemli görevlerinden olacak sağlıklı yaşlanma ve verimli, aktif yaşam süresini uzatma gibi başlıklar bugün oldukça küçük bir kesimin uygulayabildiği bireysel çabalara ve büyük oranda estetik ve kozmetik sektörlerine terk edilmiş durumda. Bu tablo kapitalizmin yaş ile ilgili bilimsellikten uzak yaklaşımına da örnek teşkil ediyor.

Öneri: Grafik 5'te sunulan iş gücüne katılım oranı, istihdam oranı, işsizlik oranı tanımlarının şekil altı yazısında açıklamalarının yapılması iyi olur. Alandan olmayan okurlar için özellikle ilk iki tanımın arasındaki farkı anlamak güç.

Cevap

Iraz Akış’a katkısı için teşekkür ediyoruz.  Estetik ve kozmetik sektörünün yarattığı sınıfsal ayrıcalıklar ile beslenme-spor konusunun insan hayatının süresi ve kalitesi üzerindeki etkisini bir sonraki bildiride değinebileceğimiz bir başlık olarak not aldık.

Grafik 5 için yapılan öneri için ise; Genel tanımları itibariyle 65 yaş üstünü işsizlik oranı, istihdam oranı ve iş gücüne katılım oranının dışında tutan hesaplamalar, yaşlılar için yapıldığında bir takım tanımlama farklılıklarının bulunması zaruridir. Buna göre verilerin alındığı raporda bu tanımlamalar yeniden verilmelidir, ancak böyle bir tanıma ulaşılamamıştır. Metnin ilgili bölümüne yaptığımız eklemelerle bu durumu açıklamaya çalıştık.