‘İnsanın ve maddenin özgürleşmesi diyalektik ile mümkün’

Bilim ve Aydınlanma Akademisi'nin Mart ayındaki ilk konferansı İstanbul Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. 'Modern fizikteki postmodern kirlilik' başlıklı konferansın sunucusu Prof. Dr. Hasan Karabıyık, kışkırtıcı iddialarıyla fizik tarihindeki düşünsel gelişimi ve devam eden çelişkileri anlattı.

MODERN FİZİKTEKİ POSTMODERN KİRLİLİK
Bilim ve Aydınlanma Akademisi'nin Mart ayındaki ilk konferansı İstanbul Nazım Hikmet Kültür Merkezi Ruhi Su Salonu'nda gerçekleştirildi. "Modern fizikteki postmodern kirlilik" başlıklı konferansın sunucusu Prof. Dr. Hasan Karabıyık oldu.

Karabıyık sunumuna “saklı ve bilinemez olan,” “öznellik fetişizmi” gibi postmodern ideolojinin benimsediği kavramları açarak başladı. Bu ideolojik pozisyonun, maddi olanın içinde daima bilinemez unsurların olduğu fikrine yaslandığını vurgulayan Karabıyık, “Böylelikle nesnel gerçekliğe sırt çevriliyor, bilimsel düşünce terk ediliyor” dedi. Karabıyık sözlerini “Bu durum insanın düşünme becerisinin küçümsenmesinden doğmaktadır” diye sürdürdü.

'RUHLAR ALEMİNİ KEŞFEDEN FİZİKÇİLERE ÖDÜL VERİYORLAR'
Bu zeminin bilimin suistimaline "ekmek kapısı" açtığını belirten Karabıyık, tüm piyasada “kuantumla düşünce gücünü keşfet” gibi bilimdışı safsataların ortaya çıktığını vurguladı. Üstelik buna karşı dayanıklı olması gereken fizikçilerin bir kısmının dahi “tipik olarak para kazanmak için” bu söylemi benimsediğini söyleyen Karabıyık, konuyu örneklerle açtı.

Templeton Vakfı'nın büyük maddi kaynak ayırarak yıllık olarak düzenlediği bilim yarışmasında, yaklaşık elli yılda on bir fizikçinin ruhlar âlemi keşfi iddiası ile ödül aldığını hatırlattı.

Karabıyık ardından son yüz yılın fizik kuramlarının düşünsel olarak önümüzde açtığı ufka değinerek devam etti. Fizik alanında 1930'lu yıllarla birlikte kuramsal olanın deneysel olan önüne geçtiğini söyleyen Karabıyık, “Örneğin genel görelilik de, özel görelilik de uzay ve zamanı madde ile ilişkilendirerek bu düşünsel durumları materyalist bir zemine yerleştirmiş, değişimin daimi varlığı ile eylemsizlik fikrini fizikten çıkarmıştır” dedi.

'DOĞA SIÇRAMA YAPAR'
Karabıyık sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kuantum kuramı sayesinde ise doğada sıçrama olduğu fark edilmiş, olasılık dağılımının kesikliliği üzerine nesnel olarak düşünebilmenin zemini açılmıştır. Fizikçilere ‘çenelerini kapatıp hesaplama yapmaları’ öğütlenir ama eğer fizikçinin, özellikle matematiksel olarak işin içinden çıkamıyorsa, kuramsal olana ve diyalektik düşme biçimine yönelmesi şarttır. Tarih boyunca insan ve madde ancak böyle özgürleşti ve ancak böyle daha da özgürleşebilir.”

Karabıyık konferansın kalan kısmında ise güncel fizik kuramları üzerine eleştirilere yoğunlaştı ve büyük patlama ile evrenin başladığı iddiasının fazla yüceltildiğini, örneğin Stephen Hawking'in 1980'lerin başında bunu savunmaktan vazgeçtiğini söyledi.

Evrenin hesaplayabildiğimiz ilk zamanlarda bir genişleme içerisinde olduğunu ancak bu dönemle ilgili yapılan yorumların çeşitli sorunları olduğunu belirtti. Karabıyık ayrıca genel görelilik kuramının da aşılması gerektiğini, kuantum-kütle çekim kuramının geliştirileceğini düşündüğünü dile getirdi.