BilimsoL’dan Soner Yalçın'a: Aşı değil, yazdıklarınız yalan

Soner Yalçın Cuma günkü köşe yazısında, aşı karşıtı bilim dışı iddialarına dönük eleştirilerimize cevap verdi. Yalçın aymaz tavrını sürdürerek ‘aşı gerekli mi’ diye soruyor, BilimsoL’u da ilaç tekellerine hizmet etmekle suçluyor. Yanıtlıyoruz: 1- Bilimsel olarak şüphe yok, aşı gerekli. 2- Dürüst bir gazeteci, bir konuda yazmadan önce konunun uzmanlarına danışmalıdır. 3- İlaç tekellerine karşı yapılması gereken, bilim dışı hurafeler yaymak değil, sağlıkta kamulaştırmayı savunmaktır.

bilimsoL

Pazartesi, 12 Mart 2018 15:45

Geçtiğimiz Salı günü BilimsoL imzasıyla yayımlanan haberimizde, Soner Yalçın'ın yeni kitabını "modern gericilik" yakıştırmasıyla eleştirmiştik. Aşı karşıtlığının komplo teorilerine dayandığını, tamamen bilim dışı olduğunu, en önemlisi de toplum sağlığı açısından tehlike taşıdığını ifade etmiştik. Aşı karşıtı internet teorilerinin saçmalığını, bilimsel kaynaklara dayanarak açıklamıştık.

 

İLGİLİ HABER

MODERN GERİCİLİK: SONER YALÇIN'IN AŞI HURAFELERİ

Aynı gün soL portalda Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden öğretim üyesi arkadaşımız İlker Belek de Yalçın’ı aynı şekilde eleştirmişti.

 

İLGİLİ HABER

SONER YALÇIN NE SÖYLEDİĞİNİN FARKINDA MI?

Soner Yalçın Cuma günkü Sözcü'de ‘Aşı yalanı’ başlıklı bir yazı yazarak, hakkımızda şöyle demiş:

"Adını yazmıyor. Hangi ilaç şirketinin elemanı olduğu ortaya çıkmasın istiyor herhalde! Arkasını dayamış bir ‘sol’ portala demediğini bırakmıyor. Konu, aşılar!"

BİLİMSOL KİMDİR?

Hemen açıklayalım. BilimsoL ekibi farklı alanlarda çalışan bilim insanlarından oluşuyor. Hiçbirimiz ilaç şirketlerinde çalışmıyor veya bunlara danışmanlık yapmıyoruz. Kendi araştırma alanlarımızda bilimsel gelişmeleri toplum yararı için haberleştiriyoruz. Haberlerimizi zaman zaman beraber hazırladığımızda da “BilimsoL” adını kullanıyoruz.

Yalçın'ın merakını gidermek için ayrıntıya girersek: Ana metni Mehmet Somel hazırladı (ODTÜ Biyolojik Bilimler Bölümü öğretim üyesi). Başak Dönertaş (Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji ana bilim dalı araştırma görevlisi), Ezgi Altınışık (Ostrava Üniversitesi Biyoloji ve Ekoloji Bölümü doktora öğrencisi), Tutku Aykanat (Helsinki Üniversitesi Evrim, Koruma ve Genombilim Bölümü doktora sonrası araştırmacısı), Uzay Sezen (Georgia Üniversitesi Ekoloji ve Evrimsel Biyoloji Bölümü doktora sonrası araştırmacısı) arkadaşlarımız da tashih ettiler, öneri ve eklemeler yaptılar. Bu okuduğunuz yazı da benzer şekilde hazırlandı.

Özetlersek:

1- Söz konusu yazıyı hazırlayanlar tıp, yaşam bilimleri ve genetik alanlarında çalışan ve konuyu Soner Yalçın’dan çok daha iyi bilen araştırmacılar.

2- BilimsoL ekibi, bırakın özel sermayeye hizmet etmeyi, özel sermayenin bilimde, sağlıkta ve ekonomideki yerini sorgulayan yurtsever bilim insanlarından oluşuyor.

3- Evrim karşıtlarının propagandalarına karşı evrimsel biyolojinin bulgularını nasıl izah etmeye çalışıyorsak, Soner Yalçın’ın yaydığı tipte hurafelerle uğraşmak da hem meslek etiğimizin hem dünya görüşümüzün bir gereği.

İLAÇ TEKELLERİNE MEYDAN OKUMAK İSTİYORSA, YALÇIN NE SÖYLEMELİYDİ?

Soner Yalçın yazısında ve kitabında, ilaç tekellerine karşı halkı uyardığını iddia ediyor. Amaç gerçekten buysa, Yalçın’ın yapması gereken aşı konusunda şüphe tohumları ekmek değil, şunları söylemektir:

1- Sermaye düzeninde sağlık toplumsal ihtiyacı karşılamak için değil, kâr amaçlıişliyor. Bu düzende her türlü sağlık hizmetinin ve ilaçların kâr amaçlı kötüye kullanımı mümkün. Kapitalizmde gereksiz yere yapılan ameliyatların veya gereksiz yere yazılan ilaçların sonu gelmez. Bunu zaten tabip örgütleri ve bilim insanları açıkça söylüyor.

2- Aşı kullanımı da "gereksiz yere" olamaz mı? Sağlık emekçileri ve bilim insanları bugünkü verilere dayanarak, rutin aşıların gerekli olduğu konusunda hemfikir. Elbette ileride bir gün, bugün kullanılanlar arasında bazı aşıların aslında tahmin edilenden daha etkisiz olduğu, hatta öngörülmeyen yan etkileri olduğu tespit edilebilir. Sağlık emekçileri çocuk sağlığı ve aşı konusunda veri topladıkça, daha önce fark edilmemiş etkiler göze çarpabilir. Bu düşük ihtimal, ama mümkün.

Nitekim ne bilim ne de tıp statik değil, buradaki bilgiler sürekli güncellenir. Bugün doğrudan aşı hakkında yayın yapan 120 bilimsel dergide her yıl onbinlerce makale yayımlanıyor. Bu bilimsel çalışmalar boşuna yapılmıyor: Amaç hem aşıları geliştirmek ve yenilemek, hem de olası bilinmeyen etkileri tespit etmek.

Örneğin 2014'te Vaccine dergisinde yayımlanan bir çalışma 1,3 milyon insana ait veriyi analiz ederek, MMR aşısı ve otizm arasında bir ilişki araştırdı ve bir sonuç bulamadı. Bu, benzer tipteki onlarca araştırmadan yalnızca biri. Kısacası, aşıların Soner Yalçın’ın iddia ettiği tipte zararlar taşıdığına dair bir bilimsel bilgiye sahip değiliz.

3- Sağlık ürünlerinin özel sermayenin elinde toplum sağlığına zarar verilecek şekilde üretilip pazarlanmasının kesin olarak önüne geçmenin tek bir yolu var: Türkiye'nin kendi aşısını, ilacını, sağlık malzemesini, temizlik malzemesini, vs. kamu kurumları eliyle üretmesi ve halka ücretsiz tedarik etmesi. Çünkü ne ilaç ne aşı lüks tüketim malzemesi değil, temel ihtiyaçlar.

4- Bu adımı atmak, ecza ve sağlık sektörünü kamulaştırmaktan geçiyor. İlaç fabrikaları, araştırma kurumları, eczaneler, özel hastaneler, ecza depoları - tümü kamulaştırılabilir ve kamulaştırılmalı. O zaman aşı dahil her türlü sağlık ürününün kâr amaçlı kötüye kullanımının koşulları ortadan kalkmış olur.

Sosyalist bilim emekçileri baştan beri bunu savunuyor. Soner Yalçın da ilaç tekellerine meydan okumak istiyorsa, hurafe yaymak yerine kamulaştırmayı savunmalı.

YALÇIN’IN SÖYLEMİ NEDEN ÇOK TEHLİKELİ?

Soner Yalçın ise aşı hakkında bilim insanlarına ve sağlıkçılara danışmadan sansasyona dayalı, bilim dışı şüpheci bir tutum yayıyor: “Türkiye’de [...] 17 çeşit aşı yapılıyor bebelere! Hepsini yaptırmak şart mı?”

Bu tip bir söylem hem baştan aşağı yanlış, hem tehlikeli ve etik dışı:

1- Dünya çapında tüm dürüst sağlık emekçileri aşı olmadan bebek ve çocuk ölümlerinin onlarca veya yüzlerce kat artacağı konusunda hemfikir. Dünya Sağlık Örgütü bunu söylüyor, UNICEF bunu söylüyor, Türk Tabipleri Birliği bunu söylüyor, Türk Pediatri Derneği bunu söylüyor. Bırakın çocukları, besi hayvanları bile düzenli olarak aşılanıyor. 

2- Soner Yalçın ve bu söylentileri çıkaran benzerleri, toplum sağlığına savaş açtıklarının farkındalar mı? İlk yazımızda aktardığımız üzere, aşı kapsamının azaldığı ülkelerde eski hastalıklar hortluyor. Kurban da çocuklar oluyor. Soner Yalçın ve benzer odaklar aşı karşıtı propagandaya devam ederse, Türkiye’de de benzer bir durum yaşanabilir.

Örneğin şu anda Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 2017 Haziranı'nda kuzey Suriye’de çocuk felci salgını başladığını duyurdu. Sorun, iç savaş nedeniyle aşılanamayan çocuklardı.

DSÖ bunun üzerine, Türkiye’de yaşayan 200 bin Suriyeli çocuğu da içeren bir aşı kampanyası başlattı.

Taliban'ın çocuk felci aşısına karşı yaydığı söylentilere kanıp, çocuğunun felç olmasına neden olan Pakistanlı babanın dramını geçen yazımızda paylaşmıştık.

Şimdi, aşı karşıtı söylentiler nedeniyle Türkiye'de de bazı anne babalar çocuklarını aşılatmazlar ve çocuklar felç olurlarsa, Soner Yalçın bunun hesabını verebilecek mi?

3- Yukarıda anlattığımız gibi yerli veya yabancı ilaç şirketlerinin yarattıkları problemlerle mücadele etmenin yolu, aşı konusunda şüphe yaymak değil. Bu tip komplo teorileri, tartışmanın odağını düzen tartışmasından ve kamulaştırma sorunundan saptırıyor. Sermayenin ekmeğine yağ sürüyor.

'MÜSLÜMAN ÜLKELERE AŞI SALDIRISI' SÖYLENTİSİ

Soner Yalçın, Sözcü'deki yazısında aşı konusunda türlü çarpıtma ve yalan bilgiler paylaşıyor.

Yalçın’a göre ilaç şirketleri Afrika ve İslam coğrafyasında özel olarak faaliyet gösteriyorlarmış.

Peki niye bu ülkeler? Yazıda cevabı yok. Batı’nın aşı kampanyalarıyla Müslümanları kısırlaştırmaya çalıştığı yönündeki bayat efsaneleri canlandırmaya çalışıyor herhalde, gazeteci Soner Yalçın. 

Doğrusu ise şöyle: DSÖ ve UNICEF başta olmak üzere çeşitli tıp kurumları belli ülkelerde aşı kampanyalarını güçlendirmek için özel çaba harcıyorlar. Çünkü bu ülkelerde fakirlik ve savaş nedeniyle çocukların ciddi bir kısmı aşılanamıyor. Bu da büyük bir sorun: Sağlık hizmetinin zayıf olduğu ülkelerde çocuklar kızamık gibi basit hastalıklardan dahi ölebiliyor. Ayrıca bazı hastalıkların tedavisi yok. Aşı, tüm bu mikroplara karşı elimizdeki en basit ve etkili çözüm.

DSÖ'ye göre 2016'da dünyada aşılanamayan 19,5 milyon çocuğun %60'ı 10 ülkede yaşıyordu. Beşi Afrika ülkesi: Angola, Güney Afrika, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Etiyopya, Nijerya. Dördü Asya ülkesi: Hindistan, Endonezya, Irak, Pakistan. Bir de Brezilya var. Bu ülkeler, aşının yetersiz olduğu, aynı zamanda bebek ve çocuk ölüm oranlarının da en yüksek olduğu ülkeler. Görüldüğü üzere, aşı konusunda çabaların Müslümanlıkla filan ilgisi yok.

DSÖ ve UNICEF gibi örgütlerin bu ülkelerde aşıyı yaygınlaştırma çabasından doğal ne olabilir?

'JAPONYA BİLE VAZGEÇTİ' UYDURMASI

Yalçın diyor ki: "Japonya gibi ülkeler [MMR aşısından] vazgeçti."

Doğrusu: Japonya, üç hastalığa karşı bağışıklık sağlamayı amaçlayan MMR aşısının kullanımını, bu aşıdaki bir üretim sorunu ve bu sorundan kaynaklı üç çocuğun ölümü nedeniyle 1993'te durdurdu. 2006’da ise alternatif bir MR aşısı kullanmayabaşladı. Ülkede 10’u aşkın mikroba karşı tüm çocukları kapsayan rutin aşı yapılıyor (ilgili kaynaklar aşağıda mevcut). Kısacası, Japonya elbette ki aşıdan vazgeçmiş değil.

Öte yandan Japonya’nın 1993 kararı ilginç bir deney oldu. MMR aşısı kullanımı kesilince, “acaba otizmi MMR tetikliyor olabilir mi?” sorusunu doğrudan test etme imkanı doğdu.

Eğer bir ilişki olsaydı, otizm vakalarının 1993’ten sonra azalması gerekirdi. Oysa ki 2000’lerde yayımlanan bilimsel çalışmalar, MMR kesildikten sonra da otizm vakalarının ülkede artmaya devam ettiğini gösterdi. Bu da aşının otizmle ilgisiz olduğunu teyit ediyor.

'TÜRKİYE’DE BEBEK ÖLÜMLERİ ARTIYOR' HİKAYESİ

Yalçın yazısında demiş ki: "Türkiye'de bir yaşına gelmeden ölen/bebek ölüm hızı (istatistik rakamları ne kadar düşük gösterirse göstersin) 2013'te binde 10.8'den 2014'te binde 11.1'e yükseldi... Yani... 'Saklı Seçilmişler' kitabı 'aşı'ya değil, ilaç şirketlerinin dayattığı aşı tabusuna karşı..."

İki cümle arasındaki bağlantının mantıksızlığını bir kenara bırakalım. Doğrusu:

1- Soner Yalçın'ın "aşı tabusu" dediği ısrar, ilaç şirketlerinin değil, dürüst sağlık emekçilerinin ısrarı.

2- Yalçın’ın ifade ettiği gibi, bebek ölümleri Türkiye'de halen yüksek. Bugün Türkiye'de yaklaşık binde 10 civarında. Bu oran örneğin Yunanistan’da binde 3, yoksul ama sosyalist Küba'da binde 4.

Ama bebek ölümleri Türkiye'de sistematik olarak artıyor da değil!

1960'ta Türkiye'de bu oran binde 171 idi. Yani bugünkünün 17 katı. Tüm dünyada olduğu gibi son 50 yılda ülkemizde de düştü. Özellikle 90'lardan sonra önemli azalma yaşandı. Bunda hem kentleşme ve sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaşmasının, hem de aşının yaygınlaşmasının rolü olduğu tahmin edilebilir.

Bebek ölüm oranı son beş yılda da düşme eğilimindeydi. TÜİK'e göre 2011'den 2016'ya kadar 11,6'dan 10,0'a tedrici olarak azalmış. Yegane istisna 2014 yılı. 2013'e göre 2014’te yüzde 3 artış yaşanmış.

Ünlü gazeteci Soner Yalçın ise, verinin yalnızca 2013-2014 kısmını alarak yanlış algı oluşturmaya çalışıyor. Aşı nedeniyle Türkiye'de bebek ölümlerinin arttığını -açıktan söyleyemese de- ima ediyor. Oysa bu doğru değil.

Yalçın'ın atıfta bulunduğu verilerin tümüne bakıldığında, sistematik bir artış olmadığı görülüyor. Yalçın verileri niyetine göre cımbızlamış.

3- Türkiye’de 2014’te kayda geçen bebek ölümü artışının sebebinin aşı olduğuna dair hiçbir bilgi yok. TEPAV'ın bir raporuna göre sebep, savaş koşulları altında aşılanamamış Suriyeli göçmen çocukların Türkiye’ye gelişi olabilir. Nitekim söz konusu artış ağırlıkla Suriyeli göçmenlerin yoğun olduğu bölgelerde yaşanmış.

SONER YALÇIN’A KAPIMIZ AÇIK

Tekrar ediyoruz: Eğer Soner Yalçın ilaç tekellerinden şikayet ediyorsa, açıkça sosyalist ekonomiyi desteklediğini söylemelidir.

Herhangi bir konuda kitap ya da köşe yazısı yazmadan önce, konunun uzmanlarına danışmalı, bilim dışı ve toplum sağlığına zarar verecek hurafeler yaymamalıdır

Önümüzdeki günlerde aşı konusundaki şüpheleri gidermek üzere güncel bilimsel bilgileri paylaşmaya devam edeceğiz. Ayrıca BilimsoL ekibi olarak bilimsel yöntem, istatistik, tıp ve yaşam bilimlerinde güncel gelişmeler konusunda talepte bulunan herkese, Soner Yalçın dahil, bilgi vermekten memnuniyet duyarız.

Kaynaklar:

http://www.who.int/mediacentre/factsheets/fs378/en/

https://www.newscientist.com/article/dn7076-autism-rises-despite-mmr-ban...

https://www.niid.go.jp/niid/en/index-e/865-iasr/7148-445te.html

https://www.jpeds.or.jp/uploads/files/JPS%20Vaccine%20Schedule%202017011...

https://data.worldbank.org/indicator/SP.DYN.IMRT.IN

http://www.turkstat.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=24649

http://www.euro.who.int/en/countries/turkey/news/news/2017/10/who-suppor...

http://www.tepav.org.tr/upload/files/1463770453-9.Bebek_olum_hizi_Turkiy...

http://www.sciencemag.org/news/2017/04/four-vaccine-myths-and-where-they...